top of page

Kalitesiz İnsan Çalıştırmanın Bedelini Şirket Öder


Şirketler maliyetleri konuşurken genellikle maaşları, ofis giderlerini, yatırımları ve operasyonel harcamaları masaya yatırır.


Oysa çoğu zaman en büyük maliyet, bütçelerde görünmeyen bir kalemde gizlidir:

Yanlış insanları doğru görevlerde tutmaya devam etmek.


Yetersiz, sorumluluk almayan, öğrenmeyen ve gelişmeyen bir çalışan yalnızca maaş almaz.


Yöneticisinin zamanını tüketir, iyi çalışanların motivasyonunu düşürür, müşteri deneyimini zedeler ve şirketin hızını yavaşlatır.


Daha da önemlisi, düşük performans uzun süre tolere edildiğinde istisna olmaktan çıkar, organizasyonun standardına dönüşür.


Sorun Çalışanda Değil, Yönetim Tercihinde Başlar


Hiç kimse işe mükemmel başlamaz.


Her çalışan öğrenebilir, gelişebilir ve hata yapabilir.


Ancak yıllar boyunca aynı düşük performans devam ediyor, sorumluluk alınmıyor ve sonuç üretilmiyorsa, artık sorun yalnızca çalışanda değildir.


Sorulması gereken soru şudur:

Bu kişi neden hâlâ bu görevde?


Gelişim potansiyeli olduğu için mi?

Yoksa zor bir karar vermekten kaçınıldığı için mi?


Yönetimin müdahale etmediği her düşük performans, organizasyona şu mesajı verir:

"Burada sonuç üretmek zorunlu değildir."

Kötü Performansın Faturasını İyi Çalışanlar Öder


Düşük performans gösteren çalışanların işleri çoğu zaman ortada kalmaz.

Onların eksiklerini her zaman sorumluluk sahibi insanlar tamamlar.


Sonuçta iyi çalışanlar kendi işlerinin yanında başkalarının yükünü de taşımaya başlar.

Bir süre sonra ise çok tehlikeli bir denge oluşur:

İyi çalışanın ödülü daha fazla iş, kötü çalışanın ödülü ise daha az sorumluluk olur.


Nitelikli çalışanların ayrılma nedeni çoğu zaman maaş değildir.

Adaletsizliktir.


Bir Şirketin Hızını En Zayıf Halkası Belirler


Bir organizasyonun büyüme hızı yalnızca en başarılı çalışanlarına bağlı değildir.


Çoğu zaman şirketin gerçek hızını, en kritik görevdeki en düşük performanslı kişi belirler.


Tek bir yönetici ekiplerin güvenini zedeleyebilir.


Tek bir satış temsilcisi önemli bir müşterinin kaybedilmesine neden olabilir.


Tek bir satın alma uzmanı operasyonu aksatabilir.


Bu nedenle insan kalitesi yalnızca İnsan Kaynakları'nın konusu değildir.


Doğrudan stratejiyi, büyümeyi, müşteri deneyimini ve kârlılığı etkileyen bir yönetim konusudur.


Ucuz Çalışan Diye Bir Şey Yoktur


Bir çalışanın gerçek maliyeti bordrodaki rakam değildir.


Asıl maliyet;

  • geciken kararlar,

  • kaybedilen müşteriler,

  • tekrar yapılan işler,

  • bitmeyen toplantılar,

  • sürekli kontrol ihtiyacı,

  • tükenen iyi çalışanlar


    ve kaçırılan fırsatlardır.


Bu yüzden "ucuz çalışan" diye bir kavram yoktur.

Ya değer üreten insan vardır ya da görünmeyen maliyet yaratan insan.


Unvan Kaliteyi Garanti Etmez


Şirketlere en büyük zarar bazen alt kadrolardan değil, yüksek unvanlı ama düşük nitelikli yöneticilerden gelir.


Çünkü kötü bir çalışan kendi işini aksatır.

Kötü bir yönetici ise bütün ekibin performansını düşürür.


Bilgiyi saklayan, sorumluluktan kaçan, yetenekli insanları tehdit olarak gören ve yalnızca kendi konumunu korumaya çalışan yöneticiler, organizasyonun gelişimini yavaşlatır.


Patronların şu gerçeği unutmaması gerekir:

Sadakat tek başına değer üretmez.

Sadakat; yetkinlik, etik ve sonuç üretme becerisiyle birleştiğinde anlam kazanır.


Kıdem Performansın Yerine Geçemez


Birçok şirkette uzun yıllar çalışmış olmak zamanla dokunulmazlık yaratır.


Elbette geçmiş emeğe saygı duyulmalıdır.

Ancak geçmiş başarılar, bugünkü düşük performansı sonsuza kadar haklı çıkarmaz.


Vefa ile kurumsal rehavet birbirine karıştırılmamalıdır.


Hiçbir şirket geçmişin hatırına geleceğini riske atmamalıdır.


Patronun Görmediğini Organizasyon Görür


Patronlar bazen çalışanları yalnızca kendilerine gösterdikleri yüzle değerlendirir.

Oysa organizasyon onların gerçek etkisini her gün yaşar.


Çalışanlar şunu düşündüğünde şirket kültürü zarar görmeye başlar:

"Burada önemli olan iyi iş yapmak değil, doğru kişilere yakın olmak."

Bu algı oluştuğunda performansın yerini politika, şeffaflığın yerini sessizlik alır.


Sonuç


İnsanlara gelişme fırsatı verilmelidir.


Beklentiler açıkça ifade edilmeli, destek sağlanmalı ve düzenli geri bildirim verilmelidir.


Ancak tüm bunlara rağmen sonuç değişmiyorsa, yönetim karar vermek zorundadır.


Çünkü bir kişiyi korumak adına bütün organizasyonu cezalandırmak adalet değildir.


Şirketlerin kalitesi, duvarlarında yazan değerlerle değil; sistemlerinde tuttukları insanlarla ölçülür.


Yanlış insanı işe almak bir hatadır.

Yanlış insanı yıllarca sistemde tutmak ise bir yönetim tercihidir.


Ve patronların kendilerine sorması gereken asıl soru şudur:

"Bu kişinin maaşı ne kadar?" değil, "Bu insan şirketimizi ileri mi taşıyor, yoksa bütün organizasyon onun yükünü mü taşıyor?"


Çünkü şirketlerde bazı insanlar değer üretir.

Bazı insanlar ise başkalarına iş üretir.

Yorumlar


bottom of page