Geçicilik Değil, Kalıcılık İsteği Acıtır!
- Dr.Hakan Tetik
- 2 gün önce
- 3 dakikada okunur

“Geçicilik bize acı çektirmez; geçici olanın kalıcı olmasını istemek acının kaynağıdır.”
Çünkü hayat akarken, zihnimiz hayatı dondurmak ister.
İlişki hep aynı kalsın.
Sağlık bozulmasın.
Statü düşmesin.
Güven duygusu hiç sarsılmasın.
Başarı hep artsın.
Ama hayatın doğası “sabitlik” değil, değişim.
1) Acı Nerede Başlar? “Olgu” ile “Talep” Çarpışınca
Geçicilik bir olgudur.
Kalıcılık arzusu bir taleptir.
Acının büyük bölümü değişimin kendisinden değil, şu iç cümlelerden doğar:
“Böyle olmamalıydı.”
“Hep böyle kalmalıydı.”
Bu iki cümle, deneyimi “yaşanan bir an” olmaktan çıkarır; “itiraz edilen bir durum”a çevirir. İtiraz büyüdükçe kontrol ihtiyacı artar; kontrol arttıkça iç gerilim artar.
Zihin, gerçeği olduğu gibi görmek yerine ona bir “olması gereken” etiketi yapıştırır.Bu etiket, yaşananı ağırlaştırır; çünkü artık acı sadece olaydan değil, beklentinin kırılmasından beslenir. Aslında çatışma hayatla değil, zihnin talebiyle yaşanır.
2) Budist Mercek: Dukkha’nın Kökü Tutunma
Buddhizmde temel çerçeve olan Dört Yüce Hakikat, “acı/tatminsizliğin” (dukkha) nedenini, özellikle craving/attachment (arzu + tutunma) ile ilişkilendirir. Yani problem çoğu zaman “değişim var” değil; “değişmemeli” talebidir.
Bunu gündelik dile çevirelim:
“Bu ilişki benim; hep böyle kalmalı.”
“Bu başarı benim; hiç düşmemeli.”
“Bu beden benim; yaşlanmamalı.”
Zihin, geçici olana “kalıcı muamelesi” yaptığında, hayatın doğasına ters bir sözleşme yazmış olur. Ve o sözleşme sürekli bozulduğu için, sürekli acı üretir.
Tutunma, sandığımız gibi güven değil; aslında kırılganlık yaratır. Çünkü ne kadar sıkı tutarsak, kaybetme ihtimali o kadar tehditkâr hissedilir. Buddist bakışta özgürlük, kaybetmeye razı olmaktan değil; kaybı hayatın parçası olarak görebilmekten gelir.
3) Stoacı Mercek: Nehri Dondurma, Kürek Çek
Epiktetos’un Stoacı pusulası çok net: Bazı şeyler kontrolümüzde, bazıları değil. Kontrolümüzde olanlar; yargımız, arzumuz, kaçınmamız ve eylemimiz—yani “bizden çıkan” kısım.
Stoacı hamle şu dönüşümü yapar:
“Sonucu kilitleyeyim” yerine → “Ben doğru seçim yapayım.”
“Dünya değişmesin” yerine → “Benim duruşum sağlam kalsın.”
Bu, umursamazlık değil; enerjiyi doğru yere koymaktır. Çünkü hayatı donduramazsın ama kendi tavrını eğitebilirsin.
Stoacılık, kontrolü genişletme çabası değil; kontrol alanını netleştirme disiplinidir. Koşullar değiştiğinde sistemi suçlamak yerine, kendi kararını ve davranışını ayarlamayı öğretir. Bu yüzden Stoacı sakinlik, pasiflik değil; bilinçli bir güçtür.
4) Modern Bilim: Neden Bu Kadar Tutunuyoruz?
Tutunma sadece felsefi değil, psikolojik bir tasarım da: kayıplar kazançlardan daha ağır hissedilir. Kahneman & Tversky’nin Prospect Theory çalışması bunu “losses loom larger than gains” diye özetler.
Bu yüzden zihin, güzel giden şeyi “kilitlemek” ister:
ilişkide garanti arayışı,
işte kesinlik ihtiyacı,
statüde hassasiyet,
bedende “yaşlanmama” savaşı…
Ne var ki kilitlemeye çalıştığın şey akışkandır. Akışkanı kilitleme çabası, çoğu zaman acının asıl kaynağıdır.
Beyin, belirsizliği tehlike olarak algılar; bu da tutunmayı hayatta kalma refleksi gibi hissettirir. Ama modern dünyada çoğu belirsizlik tehdit değil, değişimin doğal sonucudur. Sorun belirsizlik değil; belirsizliğe karşı geliştirdiğimiz sert savunmadır.
5) Çıkış Yolu: Umursamazlık Değil, Akış Ustalığı
Çözüm “hiçbir şeye bağlanma” gibi soğuk bir yer değil. Daha insani bir hedef:
Sahip olmak yerine → emanet bilinci
Tutunmak yerine → temas edebilmek
Garanti yerine → yön verebilmek
Ben bunu tek cümlede şöyle özetliyorum:
Hayat bir nehire benzer. Akıntıyı kontrol edemem; ama kürek çekmeyi öğrenebilirim.
Akış ustalığı, vazgeçmek değil; esneyebilmektir. Nehrin yönü değiştiğinde paniğe kapılmadan, küreği yeniden ayarlayabilmektir. Bu beceri, acıyı tamamen yok etmez ama onun bizi sürüklemesini engeller.
60 saniyelik mikro pratik (gün içinde bir kere)
Duyguyu adlandır: “Şu an _______________ var.”
Talebi yakala: “Zihnim ______’ın kalıcı olmasını istiyor / ______ hiç olmasın istiyor.”
Odağı düzelt: “Kontrolümde olan tepkim ve seçimim.”
Bu üç adım geçiciliği yok etmez; ama acıyı büyüten “kalıcılık dayatması”nı görünür kılar. Görünür olan, yönetilebilir olur.
Şimdi lütfen biraz düşünün:
Seni daha çok acıtan şey değişimin kendisi mi, yoksa bir şeyin “hep” sürmesini istemek mi?
Referanslar;
Epictetus. (n.d.). The Enchiridion (E. Carter, Trans.). MIT Classics. https://classics.mit.edu/Epictetus/epicench.html
Encyclopaedia Britannica. (2025, October 31). Four Noble Truths. https://www.britannica.com/topic/Four-Noble-Truths
Encyclopaedia Britannica. (2025, December 4). Buddhism: The Four Noble Truths. https://www.britannica.com/topic/Buddhism/The-Four-Noble-Truths
Siderits, M. (2011). Buddha. In E. N. Zalta (Ed.), The Stanford Encyclopedia of Philosophy. https://plato.stanford.edu/entries/buddha/
Kahneman, D., & Tversky, A. (1979). Prospect theory: An analysis of decision under risk. Econometrica, 47(2), 263–291. https://web.mit.edu/curhan/www/docs/Articles/15341_Readings/Behavioral_Decision_Theory/Kahneman_Tversky_1979_Prospect_theory.pdf







Yorumlar